2:40 📌 Kadınlar mutfak kirlenmesin diye mutfakta artık yemek pişirmiyorlar🍀
4:00 📌 Eylemin olmadığı yerde bereket olmaz ‼️ Dışarıdan söylediğin yemeğe Eylem’siz ulaştığın için, mutfağında bereket olmaz‼️ Emek vermeden yediğin yemek şişkinlik yapar🍀
12:30 📌 Hastalıkların tek nedeni var, “Vücut dengenin bozulması” Denge için zihnini temizlemelisin‼️
14:00 📌 Kederin sorumluluğunu yerine getirmiyorsan, boluna kederlenme🍀
16:20 📌 İnanç aile ve vatan algısını bozmak istiyorsan “Ulaşım, Sağlık, Eğitim, Adalet ve haber alma sistemini boz‼️
17:40 📌 Format attılar! Kelimelerin bizdeki genetik kayıtlarını değiştirdiler‼️
22:00 📌 Vatan hasretini yurt dışına giden öğrenciler arasında Türk çocukları yüzde 73 daha fazla çekiyor!
26:30 📌 Bizim çocuklarımız “z” değil olsa olsa “A” kuşağı olur🍀 Anadolu’nun A’sı‼️
Geleneklerin ve modern yaşamın kucaklaştığı şu günlerde, mutfakların daha az kullanıldığını görüyoruz. Evlerde, sadece kirlenmemesi için bile olsa, mutfakta yemek pişirilmemesi, birçok açıdan düşündürücü. Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dilek Ölmez, dışarıdan yemek siparişinin evdeki bereketi öldürdüğünü söylüyor. Birçoğumuz, emeksiz elde edilen şeylerin tatmin edici olmadığına inanır. Dışarıdan getirilen yemekler belki karnımızı doyurabilir, ama ruhumuzu doyuramaz.
Emek vermeden aldığımız bir yemeğin, bizi fiziksel olarak nasıl etkilediğini bilmiyor olabiliriz. Ancak bilinen bir gerçek var ki, emek vererek hazırlanan yemekler, bize sadece besin değil, aynı zamanda sevgi ve özen de sunar. Ayrıca son dönemlerde kadınlar mutfaklar kirlenmesin diye evde yemek yapmama durumu olduğunu belirtiyor akademisyen Dilek Ölmez. Sağlığımız üzerine düşündüğümüzde, hastalıkların en büyük nedeni, bedenimizin ve ruhumuzun dengesinin bozulmasıdır. Bu dengeyi sağlamak için zihnimize ihtiyacımız var.
Zihni temizlemek, bedeni arındırmak ve ruhu hafifletmek anlamına gelir. Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dilek Ölmez, Hastalıkların tek nedeni var, “Vücut dengenin bozulması” diyor. Peki sizce de böyle mi? Keder, hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak kederin sorumluluğunu yerine getirmiyorsak, yani onu kabullenip üzerinde düşünmüyorsak, bu duygunun bizi esir almasına izin vermiş oluruz. Kederle başa çıkmak, onu kabullenmek ve ondan ders almak demektir.
İnanç, aile ve vatan kavramları, bir toplumun temel taşlarıdır. Bu kavramların değerini yitirmesi veya algısının bozulması için, temel sistemlerin bozulması yeterlidir. Ulaşım, sağlık, eğitim, adalet ve haber alma gibi temel hizmetlerin işleyişi, toplumun genel sağlığı için kritik öneme sahiptir. Dil, bir topluluğun kimliğidir. Ancak günümüzde bazı kelimelerin anlamları, bize yabancılaştırılmış veya değiştirilmiş gibi görünüyor. Dilin genetik hafızamızda bıraktığı izleri korumak, kültürel mirasımızı korumak anlamına gelir.
Yurt dışında eğitim gören gençler, vatan hasreti çekmektedir. Özellikle Türk gençleri, bu hasreti daha yoğun bir şekilde hissetmektedir.
Bu, Türk toplumunun aile ve vatan kavramlarına verdiği değeri gösterir. Gençlerimiz, belki de teknoloji çağında “Z kuşağı” olarak adlandırılıyor, ancak onlar aslında Anadolu’nun “A” kuşağıdır; bu toprakların gelenekleriyle, modern dünyanın olanakları arasında köprü kurma görevini üstlenmişlerdir. Bugünkü konuğumuz Hasan Kalyoncu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dilek Ölmez ile çok faydalı bir röportaj yaptık. Umarım siz de faydalanırsınız.