Yaşarken “Yeni Ruh” Transfer Edilen Bedenler Var! Öldü Diye Mezara Konup, Yeni Ruhla Uyananlar Var!
1:30 📌 Gerçek Simyacı yalnızca bakırı altına çevirmeyle kalmaz, düşük titreşimli duygu ve düşünceleri yüksek titreşime çevirir🍀
4:00 📌 Yaşam sürenizi duygu düşünce ve sözleriniz belirler🍀
6:00 📌 En düşük titreşimli kelimeler yargı içeren kelimelerdir🍀
7:15 📌 Ölüme yakın deneyimler de ruh transferi olabilir 🍀
10:10 📌 Mezara konup geri gelenler var‼️
11:00 📌 Ölmeden yapılan ruh transferi, ilahiyi yasalarla olur ve yapılan bir anlaşmanın sonucudur‼️
14:45 📌 Yeni ruhla uyanan bedenin belirgin özelliği sevdiklerine yabancılaşması mesafeli olmasıdır!
15:45 📌 Ölmeden ruh transferi bu dönemde çok fazla var!
17:00 📌 Doğup büyümeyle harcanacak vakit yok dünyanın acil müdahaleye ihtiyacı var‼️
19:30 📌 Böyle bir ruh transferinin olduğunu gösteren belirtiler nelerdir ⁉️
23:00 📌 Literatüre geçti‼️ Öldür sanılarak toprağa konup ruh transferi ile tekrar dirilenler oldu‼️
26:50 📌 Fiziki görünümünüze yansımayan ruhsallığın Simya ilmine göre hiçbir anlamı yoktur ‼️
İnsanlık tarihi boyunca, varoluşun sırlarını çözmeye çalışan pek çok felsefe ve bilim dalı ortaya çıkmıştır. Bu arayışlar, maddenin ötesindeki dünyaları, bilincin derinliklerini ve ruhun gizemlerini keşfetmeye yöneliktir. Bu keşif yolculuğunda, eski çağlardan beri simya önemli bir yer tutar.
Simya, sadece maddelerin dönüşümüyle ilgili bir bilim dalı olarak görülse de, aslında bu, daha derin bir dönüşümün, içsel bir alkimyanın metaforudur. Alşimi Bilgelik Okulu Kurucusu Deniz Şiva Oflaz, “Gerçek Simyacı yalnızca bakırı altına çevirmeyle kalmaz, düşük titreşimli duygu ve düşünceleri yüksek titreşime çevirir” diyor.
Peki nasıl oluyor bu dönüşüm. İnsan zihninin ve duygularının dönüşümü, simyanın en gizemli ve en güçlü yönlerinden biridir. Düşük titreşimli duygular ve düşünceler, yani korku, öfke, kıskançlık gibi negatif duygular, yüksek titreşimli, pozitif hale dönüştürülebilir. Bu dönüşüm, bireyin kendini tanıması, bilinçaltındaki korkuları ve engelleri aşmasıyla mümkün olur. Bu süreç, kişisel gelişimin temelini oluşturur ve bireyin hayat kalitesini doğrudan etkiler.
Hayatın süresi ve kalitesi, düşüncelerimiz, duygularımız ve sözlerimiz tarafından şekillendirilir. Pozitif düşünce ve duygular, sağlıklı bir yaşam sürdürmeye yardımcı olurken, negatif düşünce ve duygular sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Bu, zihin ve beden arasındaki derin bağlantının bir göstergesidir. İnsanlık, ölümün sırrını çözmek için de uzun zamandır çaba sarf etmektedir. Ölüme yakın deneyimler, bu sırrın perdesini aralayan olaylardır.
Bu deneyimler sırasında, bazı insanlar bedenlerinin dışına çıktıklarını, ışıkla dolu bir varlıkla veya geçmişten tanıdıkları kişilerle karşılaştıklarını anlatırlar. Bu tür deneyimler, ölümün sadece bir son değil, aynı zamanda farklı bir varoluş biçimine geçiş olabileceği fikrini güçlendirir. Bu bağlamda, bazı kültürler ve inanç sistemleri, ölmeden önce ruhun bedenden ayrılması ve başka bir bedene geçmesi fikrini kabul eder.
Bu, genellikle ruhun evrimi veya karmik bir sürecin parçası olarak görülür. Bu tür bir ruh transferi, bireyin yaşam deneyimlerini, kişilik özelliklerini ve hatta anılarını değiştirebilir. Bu değişim, kişinin sevdikleriyle olan ilişkilerinde yabancılaşma ve mesafeli olma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bugünkü konuğumuz Alşimi Bilgelik Okulu Kurucusu Deniz Şiva Oflaz ile zihin ve beden ilişkisinden, evrenin sırlarına kadar bir çok konuyu konuştuk. Şimdiden iyi seyirler. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?