Karar Vermekte Zorlandığında Bu Nefes Hareketini Yap, Doğru Olanı Seçeceksin! Her Gün 5 Dakika Ayır
1:30 📌 Simyacılar bakırın altına çevirmeyi başarabildiler mi ?
7:50 📌 Doğduğumuzda önce nefes veririz sonra alırız !
16:50 📌 Eril ve dişil enerji rahman ve rahim enerjisinin tecellisidir !
21:00 📌 Beyin için renkler yok onların frekansı var !
31:50 📌 İnsan gün sayısıyla mı nefes sayısıyla mı bu dünyada kalır ?
39:35 📌 Her gün 5 dakika bunu yapın !
İnsanlık tarihi boyunca, bilim ve mistisizm sıklıkla iç içe geçmiş, birbirlerini etkileyerek gelişmişlerdir. Bu etkileşim, doğanın sırlarını çözmeye çalışan insanların, görünenden çok daha fazlasını arayışlarına yansımıştır. Bu arayış, zaman zaman altın yapma hayallerine, bazen de yaşamın özünü anlama çabalarına dönüşmüştür. Eski dönemlerde, maddeyi bir formdan diğerine dönüştürme sanatı olarak bilinen simya, bugünkü modern kimyanın temellerini atmıştır. Simyacılar, maddelerin özünü anlamaya ve kutsal bir dönüşüm gerçekleştirmeye çalışırken, en çok altın yapma hayaliyle meşhur olmuşlardır. Bu, sadece fiziksel bir dönüşüm arzusu değil, aynı zamanda kişisel ve ruhsal bir arınma süreci olarak da görülmüştür. Nefes Teknikleri Eğitmeni ve Kimyager Aslı Aktaş ile simyacıların bakırı altına çevirmeyi başarıp başarmadıkları mitini konuşacağız. Acaba böyle bir olay gerçekleşti mi? Hayatın başlangıcı ve sonu üzerine düşünüldüğünde, insanın ilk ve son eylemleri arasında derin bir sembolizm yatar. İlk nefesimizi vererek başladığımız bu yolculuk, hayatın bir döngüsünü simgeler. Nefes, yaşamın devamlılığını sağlayan en temel unsurlardan biri olarak, var oluşumuzun her anında bizi canlı tutan gizli bir kuvvettir. Bu, her bir nefesin, hayatımızın sınırlı olduğunu ve her anın kıymetini bilmemiz gerektiğini hatırlatır. Nefes Teknikleri Eğitmeni ve Kimyager Aslı Aktaş; Doğduğumuzda önce nefes veririz sonra alırız ! diyor. Peki bu ne anlama geliyor? Bu nasıl mümkün oluyor. Almadığımız nefesi nasıl verebiliyoruz? Varoluşumuzun temelinde yatan eril ve dişil enerjiler, evrenin dengesini oluşturan iki kutup olarak karşımıza çıkar. Bu enerjiler, yaratılışın ve yıkımın, vermenin ve almanın, korumanın ve beslemenin temsilcileri olarak, hayatın her alanında kendilerini gösterirler. Bu iki enerjinin uyumu ve dengesi, bireysel ve kolektif düzeyde sağlık ve bütünlüğün anahtarıdır. İnsan algısının sınırları içinde, renklerin varlığı, çevremizdeki dünyayı anlamlandırmamızda önemli bir rol oynar. Ancak, bilimin derinliklerine daldığımızda, renklerin ötesinde, maddenin temelinde frekansların yattığını görürüz. Bu frekanslar, evrenin dilini oluşturur ve her bir renk, bu evrensel dilin farklı bir ifadesidir. Bu perspektiften bakıldığında, algımızın ötesinde, maddenin daha derin bir gerçekliği yatar. Hayatın uzunluğu, zamanın ötesinde, nefeslerimizle ölçülür. Her bir nefes, bu dünyadaki varlığımızın bir birimi olarak kabul edilebilir. Bu, yaşamın kalitesinin, sadece geçen zamanla değil, aynı zamanda nasıl yaşadığımızla ve her bir nefesi nasıl değerlendirdiğimizle de ölçülebileceğini gösterir. Bu bilgiler ışığında, her gün belirli bir zamanı kendimize ayırmak, içsel dengemizi bulmak ve ruhsal gelişimimize katkıda bulunmak için önemli bir adım olabilir. Bu süreçte, meditasyon, nefes çalışmaları veya sadece sessizlik içinde zaman geçirmek, bize iç huzuru ve dış dünyayla uyumu bulmamızda yardımcı olabilir. Bu pratikler, sadece zihinsel ve fiziksel sağlığımızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşamın derin anlamlarını keşfetmemize ve varoluşumuzun özüne daha yakın olmamıza olanak tanır. Bugünkü konuğumuz Nefes Teknikleri Eğitmeni ve Kimyager Aslı Aktaş ile kimyadan hayatımızın en önemli yapı taşı olan nefese kadar geniş bir yelpazede konuştuk. Çok faydalı bilgileri bulacağınız bu röportajla sizleri baş başa bırakıyorum. İyi seyirler.