1.BÖLÜM Erkeğe Öfke Yakışır Kadına Susmak! Sustukça Hasta Oluyorsun Sonunda Organların konuşur
1:00 📌 Danışan odaya girdiğinde , nereden başlayacağını bilemez! Her şeyi unutur !
3:00 📌 Odandaki Yeşilköyde çok şey biliyor! Bütün dertlerini bırakıp gidiyorlar !
3:10 📌 Anlatacaklarıni ayıplamamdan çok korkuyorlar!
6:00 📌 En sık Sorulan sorulardan biri “Rana hanım aramızda kalacak değil mi ?”
7:20 📌 İşte en zorlandığın danışanlarım onlar ! Ağlamamak için zor tutuyorum !
11:00 📌 Artık beyefendi hanımefendi Partner istenmiyor ! Adrenalin yaşıyacağı bir partner isteniyor!
16:00 📌 Öfke erkeğe naiflik kadına yakıştırılıyor ! Susam kadını sonra organları konuşuyor !
22:00 📌 Tükenmişlik sendromu yaşıyor o o seans bittiğinde dönüş yolunu bulamıyor !
Günümüzde terapi süreçlerinin evrim geçirdiğini gözlemlemekteyiz; modern yaşamın getirdiği stresler, zorluklar ve beklentiler, terapi odalarında ele alınan konuların ve yaklaşımların çeşitlenmesine neden oluyor. Terapistler ve danışanlar, artan duygusal ve psikolojik ihtiyaçları karşılamak adına daha derinlemesine çalışmalar yürütüyor. Uzman Psikolog Rana Şen; Danışan odaya girdiğinde , nereden başlayacağını bilemez! Her şeyi unutur ! diyor. Yani resmen yeni bir boyut girmiş gibi hissediyor ve resmen lal kesiliyor. Her şeyi unutuyor. Sizde de böyle oluyorsa çekinmenize gerek yok bu genel bir davranıştır. Terapiye gelen birçok birey, yaşamın getirdiği yüklerle dolu olarak bu güvenli alanı ziyaret eder. Seansların başında “nereden başlayacağını bilmemek” ve “her şeyi unutmak” gibi durumlar sıkça karşımıza çıkar. Bu, özellikle ilk kez terapi deneyimi yaşayanlar için oldukça yaygındır. Terapistlerin karşılaştığı bu durum, onların empati ve anlayış kapasitelerini zorlar ve danışanların rahatlamasını sağlamak için özel teknikler gerektirir. Danışanların en büyük korkularından biri, paylaştıkları bilgilerin gizliliğinin korunmamasıdır. Özellikle “Bu aramızda kalacak değil mi?” sorusu, terapist ve danışan arasındaki güven bağının ne kadar kritik olduğunu gösterir. Terapistler bu güveni sağlamak adına, gizlilik politikalarını net bir şekilde ifade eder ve danışanları bu konuda bilgilendirir. Uzman Psikolog Rana Şen; Anlatacaklarıni ayıplamamdan çok korkuyorlar! diyerek danışanlarının çekingen tavrından bahsediyor. Psikologlar ne olursa olsun hiç bir saman danışanlarını ayıplamazlar. Rana hanım danışanlarının en çok sorduğu sorulardan birisini ayrıca dile getiriyor; “Rana hanım aramızda kalacak değil mi ?” Bu soru hemen hemen tüm seanslarda karşılaştığımız bir soru diyor. Günümüzde, danışanların terapiden beklentileri sadece duygusal rahatlama veya problemlerine çözüm bulmakla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda daha heyecanlı, adrenalin dolu bir yaşam arayışı içinde olan bireyler de terapiye yöneliyor. Bu tür beklentiler, terapi sürecini daha dinamik ve çeşitli hale getiriyor. Uzman Psikolog Rana Şen; İşte en zorlandığın danışanlarım onlar ! Ağlamamak için zor tutuyorum ! dediği danışanlar kim acaba? Hangi danışanlarının davranışlarında çok zorlanıyor? Siz bu konuda bir tahmin yapabilir misiniz? Cinsiyet rolleri üzerine kurulu toplumsal beklentiler de terapi seanslarında sıkça ele alınan konulardan biri olmaya devam ediyor. Öfkenin erkeklere, naifliğin ise kadınlara atfedilmesi gibi kalıplar, bireylerin kendilerini nasıl ifade ettikleri ve toplum içinde nasıl algılandıkları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Terapistler, bu tür kalıpları kırmak ve bireylerin daha özgür bir şekilde kendilerini ifade etmelerine olanak sağlamak için çalışıyor. Uzman Psikolog Rana Şen’e göre, artık beyefendi hanımefendi partner istenmiyor ! Adrenalin yaşıyacağı bir partner isteniyor! Peki bu partnerin artık cinsiyetinin önemli olmamasının ne gibi kötü yansıması var. Eğer bu yansıma kötü oluyorsa neden bu sürece gelindi? Bu soruların hepsini Rana Şen hocamıza sorduk. Tükenmişlik sendromu, modern çağın getirdiği en büyük zorluklardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Yoğun iş temposu, sosyal ve ailevi sorumluluklar derken bireyler kendilerini sürekli bir yorgunluk ve bitkinlik içinde bulabiliyor. Terapi seansları sonrasında “dönüş yolunu bulamama” durumu, bu tükenmişliğin somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Terapistler, bu durumu hafifletmek için danışanlara çeşitli rahatlama teknikleri ve yaşam tarzı değişiklikleri öneriyor. Terapi süreçleri bireylerin kendilerini daha iyi anlamalarına, sorunlarını daha etkin bir şekilde çözmelerine ve hayatlarını daha bilinçli bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Bu süreç, hem danışanların hem de terapistlerin sürekli öğrenme ve gelişim içinde oldukları dinamik bir alan olarak dikkat çekiyor. Bugünkü konuğumu, Uzman Psikolog Rana Şen ile psikoloji dünyasının derinliklerine yolculuk yaptık. Davranışlarımızın hayatımıza ve çevremize etkisini konuştuk. Sizlerde bu anlamlı yolculuğa eşlik etmek isterseniz, size iyi seyirler.