1.BÖLÜM Sen Değiştiremezsin! Sonsuz Olasılık Var AMA! Sadece Kaderindeki SANA Gösteriliyor
3:01 📌 Evren simülasyon değildir holografikdir! Bu yüzden rüyanın fiziği denir!
5:00 📌 Tek tek parçaları eğer insan ve dünya bir yansımaysa bu yansımanın aslı nerede ?
9:10 📌 Yeryüzündeki canlı sayısı coğrafi şekiller ve bitkiler! Sayısı Sabittir denge hiç şaşmaz !
14:25 📌 Bilinen insan formuna gönderilmiş tek peygamber İslam peygamberidir!
17:30 📌 Bize aktarılan tarihin değiştirilediğinin ispatı!
23:00 📌 Olasılıklar evreninde yaşıyoruz ama! Bir detay var!
26:27 📌 Tezahür etmek yaratmak değildir var olanı ortaya çıkarmaktır!
Evrenin doğası, onu oluşturan yasalar ve içerisinde barındırdığı fenomenler hakkında pek çok teori ve düşünce bulunmaktadır. İnsanlık tarih boyunca, varoluşun sırlarını çözmeye, dünyamızın ve evrenin temel yapısını anlamaya çalışmıştır. Bu kapsamda, evrenin bir yansıma, bir hologram olduğu düşüncesi, felsefe ve bilim dünyasında önemli bir yer tutar. Böylesi bir yaklaşım, varlığımızın ve gözlemlediğimiz her şeyin, daha yüksek bir düzeydeki bir gerçekliğin yansımaları olduğunu öne sürer. Araştımacı Yazar ve Fizikçi Işık Kızıltuğ; Evren simülasyon değildir holografikdir! Bu yüzden rüyanın fiziği denir! Peki nedir bu rüyanın fiziği kavramı? Evrenin holografik olması ne anlam ifade ediyor? Rüyaların mistik ve bilimsel olarak incelenmesi, bu yansıma teorisini destekleyen bir alan olarak karşımıza çıkar. Rüyalar, bilinçaltımızın, günlük yaşantımızın ve derinlerde yatan düşüncelerimizin bir yansıması olarak görülür. Bu bağlamda, rüyaların “fiziği”, var olan bir gerçekliğin farklı bir boyutta tecrübe edilmesi olarak yorumlanabilir. Bu, yansımanın aslının, belki de bizim algılayamadığımız, anlayamadığımız bir boyutta yer aldığını düşündürür. Araştımacı Yazar ve Fizikçi Işık Kızıltuğ; Tek tek parçaları eğer insan ve dünya bir yansımaysa bu yansımanın aslı nerede ? diyor. İnsanoğlu gerçekten bir yansıma mı? Peki insanlık bir yansımaysa Işık Kızıltuğ’a sorduk; Nerede bu yansımanın aslı? Doğal dünyanın inanılmaz dengesi, bu holografik yapının bir başka göstergesidir. Yeryüzündeki canlıların çeşitliliği, coğrafi şekillerin benzersizliği ve bitkilerin karmaşıklığı, muazzam bir düzen içerisinde var olur. Bu düzen, evrenin kendine özgü bir matematik ve fizikle yönetildiğini gösterir. Her bir parçanın, daha büyük bir bütünün parçası olarak var olması, evrenin bir bütün olarak harmonik bir yapıya sahip olduğunu işaret eder. İnsanlık tarihinde, farklı kültür ve inanç sistemleri aracılığıyla evrenin sırlarını açıklama çabaları görülmüştür. Bu çabaların en dikkat çekici örneklerinden biri, peygamberler aracılığıyla insanlığa ulaştırılan mesajlardır. Bu mesajlar, zaman ve mekân ötesi bir bilginin, belirli bir dönemde ve toplumda yaşamış olan insanlar aracılığıyla aktarılmasını sağlamıştır. Bu aktarım, evrenin ve varoluşun anlaşılması için kritik bir rol oynamıştır. Tarih boyunca yaşanan olaylar ve aktarılan bilgiler, zaman zaman değiştirilmiş, çarpıtılmış veya unutulmuş olabilir. Bu durum, insanlık tarihini ve evrenin doğasını anlama çabamızı zorlaştırır. Ancak, tarihin yeniden yazılması veya değiştirilmesi, gerçeğin peşinde olanların, doğru bilgiye ulaşma arzusunu körükler. Evrenin, olasılıklar üzerine kurulu olduğu düşüncesi, modern fizikte de önemli bir yer tutar. Kuantum mekaniği, evrenin belirsizlikler ve olasılıklar üzerine inşa edildiğini gösterir. Bu, her anın ve her kararın, sayısız olasılık içerisinden birinin gerçekleşmesiyle sonuçlandığını ima eder. Bu bağlamda, varlığımız ve evrende gözlemlediğimiz her şey, belki de sonsuz olasılıklar içerisinden seçilmiş bir gerçekliğin tezahürüdür. Tezahür etmek, var olanı ortaya çıkarmaktır. Bu, bir şeyin yaratılmasından ziyade, zaten mevcut olan bir potansiyelin gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Varoluşumuzun ve evrende gözlemlediğimiz fenomenlerin, birer tezahür olduğu düşüncesi, bizim de bu holografik yapı içerisinde birer yansıma, birer parça olduğumuzu gösterir. Bu perspektiften bakıldığında, evrenin sırlarını çözmek, aslında kendimizi, kendi iç dünyamızı ve potansiyelimizi keşfetmekle eşdeğerdir. Bu keşif yolculuğu, sadece dış dünyayı değil, aynı zamanda iç dünyamızı da anlamamızı sağlar. Araştımacı Yazar ve Fizikçi Işık Kızıltuğ; Tezahür etmek yaratmak değildir var olanı ortaya çıkarmaktır! diyor. Peki var olanı nasıl ortaya çıkarıyoruz? Tezahür etmenin insanoğlundaki karşılığı nedir? Bugünkü konuğumuz Araştımacı Yazar ve Fizikçi Işık Kızıltuğ ile çok ilginç konulara değindik. Evrenden yola çıkıp insanoğlunun uçsuz bucaksız dünyasına bir yolculuk yaptık. Sizler de bu yolculuğa eşlik etmek izterseniz sizleri röportajımıza davet ediyorum. İyi seyirler.