Hayal Ettiğin Herşey Gerçekleşti! Zihin Kodlarına Göre Maddeleştiriyorsun! Ama Bir Seçenek Daha Var!
1:00 📌 Evreni düşüncelerimize göre algılıyoruz ve aslında dolaylı yoldan var ediyoruz !
4:50 📌 Gerçek dediğin sen gördüğün anda başlar , sen görmediğin de o gerçeklik yoktur!
7:00 📌 Düşüncelerimiz ortak bir buluta bağlı ! Her kararımız da o kolektif etki altındayız !
10:00 📌 Eşim beni uzuyor ama sonra da telafi ediyor diyorsan , Batık maliyet sendromu yaşıyorsun !
22:00 📌 Olasılıklar yasası sandığınız gibi çalışmıyor!
28:50 📌 Gözlemcinin durduğu yer Levh i mahfuz!
36:00 📌 Manifestliyorum ! Ama farklı bir teknik kullanıyorum !
40:00 📌 Yargı’yı bıraktığın ve zihnini susturduğun an , zamanı durdurabiliyorsun!
Evreni algılamak ve gerçekliği oluşturmak, insan zihninin en temel işlevlerinden biridir. Biz insanlar, etrafımızdaki dünyayı algılar ve bu algılar üzerinden bir gerçeklik inşa ederiz. Ancak, bu süreç düşündüğümüz kadar basit değildir. Algılarımız, düşüncelerimiz ve inançlarımızla şekillenir. Kısacası, dünyayı nasıl algıladığımız, zihin yapımız ve düşüncelerimizle doğrudan ilişkilidir. Araştırmacı – Yazar Ece Ergönenç; Evreni düşüncelerimize göre algılıyoruz ve aslında dolaylı yoldan var ediyoruz ! diyor. Peki var etmek Allah’a mahsus bir durum değil mi? İnsanoğlu sıfırdan var edebilir mi? Burda Ece Ergönenç’in bahsettiği dolaylı dolyan var etmek ne anlama geliyor? Gerçekliğin doğası üzerine yapılan felsefi tartışmalar, yüzyıllardır süregelmektedir. Kimi düşünürler, gerçekliğin nesnel olduğunu ve insan algısından bağımsız olarak var olduğunu savunur. Diğerleri ise, gerçekliğin tamamen öznel olduğunu ve her bireyin kendi gerçekliğini yarattığını öne sürer. Bu görüşler arasındaki fark, insan zihninin ne denli güçlü ve etkili olduğunu gözler önüne serer. Araştırmacı – Yazar Ece Ergönenç’ e göre, gerçek dediğin sen gördüğün anda başlar , sen görmediğin de o gerçeklik yok. Peki gerçeklik nedir sorusuna verilecek en doğru cevap nedir? Bireysel düşüncelerimiz ve inançlarımız, kolektif bir bilinç ile bağlantılıdır. Her bireyin düşünceleri, toplumsal bir bulut gibi ortak bir zihinsel alanla etkileşime girer. Bu ortak zihin alanı, bireysel kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyen kolektif bir güç olarak düşünülebilir. İnsanlar, sosyal varlıklar olarak, diğerlerinin düşüncelerinden ve inançlarından etkilenir. Bu durum, kararlarımızı verirken ve dünyayı algılarken sürekli bir etkileşim halinde olduğumuzu gösterir. Araştırmacı – Yazar Ece Ergönenç; Düşüncelerimiz ortak bir buluta bağlı ! Her kararımız da o kolektif etki altındayız ! diyor. Yani bireysel karar almıyoruz anlamı çıkıyor buradan. Peki gerçekten bireysel aldığımız kararlarda toplumun katkısı oluyor mu? İkili ilişkilerde de bu etkileşim bariz bir şekilde görülür. Örneğin, bir partnerin sürekli olarak diğerine zarar verip sonra telafi etmesi durumu, bireyin psikolojik süreçleri açısından incelenebilir. Bu durumda, birey, zararın telafi edilmesi umuduyla, yaşadığı olumsuz deneyimlere rağmen ilişkiye devam edebilir. Bu durum, insanların geçmişe yatırım yaptıkları duygusal ve zaman maliyetlerini göz ardı edememelerinin bir göstergesidir. Olasılıklar yasası, çoğu zaman düşündüğümüzden farklı çalışır. İnsanlar, olasılıkları değerlendirirken, genellikle duygusal ve bilişsel yanılgılar yapar. Bu yanılgılar, kararlarımızı ve algılarımızı şekillendirir. Olasılıkların nasıl işlediğini anlamak, daha rasyonel ve bilinçli kararlar almamıza yardımcı olabilir. Manifesto yapmak, bireylerin isteklerini ve hedeflerini gerçekleştirme sürecidir. Ancak, bu süreci gerçekleştirirken kullanılan teknikler kişiden kişiye değişir. Her birey, kendi benzersiz yöntemlerini ve stratejilerini kullanarak hedeflerine ulaşmaya çalışır. Bu tekniklerin etkinliği, bireyin inançlarına ve düşüncelerine bağlıdır. Yargıyı bırakmak ve zihni susturmak, zamanı durdurabilme yetisine sahip olmanın bir yoludur. Zihinsel gürültüyü azaltmak ve anda kalmak, bireyin içsel huzurunu ve farkındalığını artırabilir. Bu süreç, bireyin kendisiyle ve çevresiyle daha derin bir bağ kurmasını sağlar. Sonuç olarak, evreni algılama biçimimiz, düşüncelerimiz ve inançlarımızla doğrudan ilişkilidir. Algılarımız ve inançlarımız, bireysel ve kolektif düzeyde birbirleriyle etkileşir. Bu etkileşimler, kararlarımızı, ilişkilerimizi ve genel olarak dünyayı nasıl algıladığımızı belirler. İnsan zihninin karmaşıklığını ve gücünü anlamak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha bilinçli ve farkında bir yaşam sürmemize yardımcı olabilir. Bugünkü konuğumuz Araştırmacı – Yazar Ece Ergönenç ile gerçeklik algısı üzerine röportaj yaptık. Bu güzel röportajı kaçırmayacağınıza inanıyorum.