O İLACI Ağrı Dağından Götürdükleri Toprakla Yaptılar! Kadınların Kullandığı Takviye Tehlike Saçıyor!
1:10 📌 Şifa Bitkinin tamamındadır, onun içindeki tek bir maddede değildir! Bir bitkide en öne çıkan etken maddeyi alarak şifa bulamazsınız , o bitkide yer alan daha küçük ama güçlü savaşçı binlerce etken madde vardır!
3:20 📌 Akciğer kanserinin %43 artmasının en önemli nedeni takviye diye alınanlardır!
6:00 📌 Zararı çok yakında açıklanacak! Hanımların neredeyse hepsi bu takviyeyi aldılar !
8:30 📌 Büyük firmaların çalıştığı bilim kurulları vardır ! Buradaki bilim adamları, söylemeleri istenileni söyleyerek çok iyi para kazanırlar!
12:00 📌 Her iki kadından birinin memesinde Fibrokist var! Hadi çözsün modern tıp! Çözüm brokoli!
15:00 📌 Ekmek besleyici olsun diye gluten oranını yükselttiler! Tüm hastalıkların kökeninde bu var!
19:09 📌 Göbeklitepe’ den çıkan ata tohumu buğdayı, Belçika aldı paketledi ve yılda milyar dolar kazanıyor!
22:00 📌 Dünyanın en güçlü antibiyotiği Ağrı Dağından çıkarılıyor! Hem de 50 yıldır!
23:45 📌 Ağrı Dağındaki toprağımda bu bakterilerin olduğunu nereden bildi bu büyük firma!
27:00 📌 Tüm hastalıklarının en önemli sebebi yediğin EKMEK! Yani BUĞDAY!
Sağlık ve iyileşme yolculuğumuz, doğanın derinliklerinden modern laboratuvarlara uzanan geniş bir spektrumu kapsıyor. Bu yolculukta, doğal tedavilerin ve modern tıbbın bir arada var oluşu, sağlıklı bir yaşamın anahtarını oluşturuyor. Doğanın sunduğu şifalar, sadece tek bir etken maddeye odaklanmak yerine, bitkilerin bütünüyle ele alınmasını gerektiriyor. Bu, doğal tedavi yöntemlerinin temelini oluşturan bir felsefedir. Bilim İnsanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu; Şifa Bitkinin tamamındadır, onun içindeki tek bir maddede değildir!
Bir bitkide en öne çıkan etken maddeyi alarak şifa bulamazsınız , o bitkide yer alan daha küçük ama güçlü savaşçı binlerce etken madde vardır! diyerek bitkilerdeki şifa durumunu net bir şekilde izah etti. Modern tıbbın sınırları, bazı durumlarda alternatif tedavi yöntemlerinin önemini ortaya koyuyor. Örneğin, antioksidan zengini besinlerin ve doğal ürünlerin kullanımı, sağlığımızı koruma ve iyileştirme konusunda etkili olabiliyor.
Bilinçsizce alınan takviyeler ise tam tersi bir etki yapabiliyor. İbrahim Saraçoğlu’nun bu konu hakkında “Akciğer kanserinin %43 artmasının en önemli nedeni takviye diye alınanlardır” diyerek son zamanlarda kanser oranlarının artmasındaki en önemli etkenlerden birisinin bilinçsizce alınan takviye diye alınanların olduğu söylüyor. Büyük gıda firmalarının çalıştığı bilim adamları var ve maalesef o gıda firmalarının istediği şekilde beyanat veren bilim adamları! daha çok para kazanmak adına yanlış şeyler söyleyebiliyor.
Ne kadar iyi şey söylersen o kadar çok para kazanılan bir sistem kurmuşlar. Burda tek kaybeden maalesef tüketiciler yani halk! Gıda endüstrisindeki değişimler, özellikle temel besin maddelerinin üretiminde kendini gösteriyor. Gluten oranının artırılması gibi uygulamalar, bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Bu durum, tüketicilerin gıda tercihlerini ve sağlık bilincini etkileyerek, organik ve doğal ürünlere yönelimi artırıyor. İbrahim Saraçoğlu bu konuyla ilgili “Ekmek besleyici olsun diye gluten oranını yükselttiler!
Tüm hastalıkların kökeninde bu var!” diyor. Sizde son zamanlarda yediğiniz ekmeğin negatif etkisini gördünüz mü? Doğal kaynakların kullanımı ve korunması, sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıyor. Tarihi buğday tohumlarından elde edilen ürünler veya doğal antibiyotik özelliklere sahip bakteriler, bu kaynakların ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Bu tür doğal hazinelerin korunması ve sürdürülebilir şekilde kullanılması, gelecek nesiller için de büyük önem taşıyor. Ata tohumu dediğimiz bu kavram son yıllarda dikkat edilir hale geldi.
Bu o kadar büyük bir sektör haline geldi ki; İbrahim Saraçoğlu’nun söylediğine göre “Göbeklitepe’ den çıkan ata tohumu buğdayı, Belçika aldı paketledi ve yılda milyar dolar kazanıyor!” diyor.
Maalesef bu konulara pek sahip çıkamıyoruz. Tarım zengini olan bir ülke olmamız rağmen bundan yeterince faydalanamayıp, hatta yurt dışından ve özellikle İsrail’den gelen GDO’lu tohumlarla geleceğimizi zehirliyoruz. Sonuç olarak, sağlık ve iyileşme konusunda bütüncül bir yaklaşım benimsemek, modern dünyada sağlıklı bir yaşam sürdürebilmenin anahtarlarından biri olarak ön plana çıkıyor. Doğal tedaviler, gıda endüstrisindeki değişimler ve doğal kaynakların kullanımı, bu yolculukta önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Her bir yaklaşımın, insan sağlığına katkıda bulunabilecek özgün değerleri ve potansiyelleri bulunuyor. Sadece insan sağlığı değil, ülke ekonomisi ve ülkemiz toplumunun geleceği ve sağlığı açısından bu konulara çok daha detaylı eğilmemiz lazım. Bilinçli bir toplum haline gelirsek bize yapılan oyunları anlayabiliriz. En önemli amacı para kazanmak olan büyük şirketlerin kurbanı olmaktan çıkarız. Bugünkü konuğumuz son yıllarda adından çokça söz ettiren Bilim İnsanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ile sağlıklı ve doğal yaşam üzerine sohbet ettik.